Kınık Maden Sularının Önceliği Farkındalık Yaratmak - Haber

Kınık Maden Sularının Önceliği Farkındalık Yaratmak

None

Hepimizin aşina olduğu ve severek tükettiği, “Doğa binlerce yıldır emek veriyor, biz sofranıza getiriyoruz” sloganı ile zihinlerimize kazınan Kınık Maden Suları’nın Yönetim Kurulu Başkanı Berna Arıç Çokusuğlu ile Kınık’ın tarihini ve hedeflerini, camın geri dönüşüm konusundaki avantajlarını, Birleşik Cam Ambalaj Dolumcuları ve Üreticileri Vakfı’nın (BİRCAM) faaliyetlerini konuştuk.

Camın geri dönüşüm oranını artırmak için Uludağ İçecek, Beypazarı Maden Suları ve Ciner Grubu bünyesinde yer alan Park Cam önderliğinde, Birleşik Cam Ambalaj Dolumcuları ve Üreticileri Vakfı ‘nın (BİRCAM) kuruluşunda rol alan Kınık Maden Suları Yönetim Kurulu Başkanı Berna Arıç, Türkiye genelinde yüzde 15 seviyesinde olan geri dönüşüm oranını artırmak ve bu konuda farkındalık yaratmak için kolları sıvayan vakfın, ana işi olan cam toplamayı operasyonel bir süreç haline getireceğinin altını çizdi.

Kınık’ın tarihçesinden bahsedebilir misiniz?

 Kınık Maden Suları İşletmesi’nin hikâyesi 1952 yılında, dedem Murat Arıç’ın avcılık yaparken bulduğu bir kaynakla başlıyor. Fikriyle ve ufkuyla ileri görüşlü bir insan olarak tanınan rahmetli dedem Yugoslavya göçmeni, çocukluk dönemlerinden beri hep ticaretle uğraşmış. Ben dedemi hiç görmedim ama büyüklerimden pazarlarda ürün sattığını, ticaret ve esnaflıkla uğraştığını öğ- rendim. Ticaret geçmişi olmayan birinin bu doğal kaynağı fark edip, halka sunması mümkün değil. Sağlık ve serinlik sunan bu kaynağın işlenmesi fikri ile Türkiye’nin en köklü içecek markalarından birinin temellerini atarak bizlere emanet etti. Şirketleşme ve üretim 1952 yılında başlıyor, tabii o dönemin şartları altında uzun ve meşakkatli bir süreç işliyor. Suyun Ankara’ya gitmesi, ruhsatlandırılması, test edilmesi, izin alınması ve binanın yapılması, ki yıllar önce yapılmasına rağmen o bina hala ayakta duruyor. İlk üretim tesisimizi nostalji olduğu için ayakta tutuyoruz. O zamanlar teknoloji bu kadar ileri de değildi, makineleşme ve tesisleşmenin ardından bir limitet şirket olarak faaliyet gösteren Kınık, kısa sürede Türkiye’nin en çok bilinen doğal maden suyu olmayı başardı. Eczanelerde şifalı su olarak satışa sunulan Kınık Maden Suyu 1972 yılında M. Rauf Arıç yönetiminde Kınık Maden Suları A.Ş unvanına kavuştu. Doğal zengin mineralli maden suyumuzun kendine has lezzeti bugün bizi Türkiye pazarında lider firmalar arasına taşıdı. 27,000 m² açık ve 9,500 m² kapalı alanda 4 hat üretim yapan fabrikamızda; 125,000 şişe/saat dolum kapasitesi ve 3 vardiya ile 24 saat kesintisiz üretim gerçekleştirebiliyoruz. Doğal kaynaktan gelen zengin mineralli maden suyumuz, filtrelerden geçirilerek üretim hattımıza alınıyor. 1995 yılından itibaren, tek kullanımlık (dönüşümsüz) şişelerimizi tam otomatik dolum makinelerimizde el değmeden yıkanarak doluma hazırlıyoruz. Kapalı hattan gelen maden suyumuz bu şişelere doldurularak kapakları kapatılıyor, şişeler otomatik etiketleme makinelerimizde etiketleniyor, altılı ve yirmi dörtlü olarak otomatik ambalajlama makinelerimizde shrinklenerek, müşterilerimizin tüketimine hazır hale getiriliyor.

''Ambalaj üreticileri ve dolumcuları tarafından “geri dönüşüm oranını artırmak” amacıyla geçen yıl kurulan Bircam Vakfı, ilk olarak öğrencilere “Geri dönüşüm nedir”, “Neden önemlidir” ve “Nasıl yapılmalıdır” gibi konularda eğitim vererek farkındalığı yüksek bir nesil yetiştirmeyi planlıyor. ''

 

Kınık’ın sürdürülebilirliğini neye borçlusunuz, yönetim stratejilerinizden ve ürün yelpazenizden bahsedebilir misiniz?

 Kınık ailesi olarak bizler, işini seven, yeniliklere açık, vizyon sahibi, ekip çalışmasına önem veren yöneticiler olarak her dönem, şirketimizi başarılı bir şekilde yönettik. Şirket değerlerimiz olan kaliteye bağlılık, yasalara ve evrensel değerlere uyma, teknoloji odaklılık, rekabetçilik, işbirlikçilik, analitik düşence yapısı, müşteri odaklılık, etkin yönetim, esneklik, yaratıcılık, maliyet liderliği, şeffaflık ve sonuçlara odaklılık gibi özelliklerimiz bizi başarıya götüren faktörlerdir. Aile şirketi farklı bir maneviyattır, onu da bir şekilde yürütmeye çalışıyorum. Çok büyük çabalar sarf ederek kurulan şirketimizi; annem, kardeşlerim ve çalışma arkadaşlarımızla daha da ileriye taşıyarak, işimizi severek yapıyoruz. Sürekli olarak kendini yenileyen, teknik alt yapısını geliştiren, insan kaynaklarına yatırım yapan, pazar geliştiren, marka değerini yükselten bir şirketiz. İnsan sağlığına, doğaya, evrensel değerlere ve yasalara uygun üretim yapmak en büyük prensibimiz.

Kalite ve gıda güvenliği işletmemizin olmazsa olmazlarımızdan.Bu amaçla sahip olduğumuz ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi ve ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi (HACCP) belgeleri kapsamında sürekli iyileştirmeler, personel eğitimleri ve bilinçlendirmeleri, müşteri memnuniyet değerlendirmeleri, Ar-Ge çalışmalarıyla, gelişen teknolojinin takibi ve uygulamalarını gerçekleştirerek yenilikçi tatlar sunmak ve bu sektördeki önderliğimizi devam ettirmek Kınık Kültürü’nün vazgeçilmezlerindendir. Kınık sade maden suyunun yanı sıra, Kınık Vio markası ile aromalı grubumuz ve Kınık Activ Extra markası ile meyveli vitaminli grubumuz mevcut. Kınık Vio Aromalı grubunda elma, limon, karpuz çilek ve nar aromalı ürünlerimiz; Activ Extra meyveli grubunda elmalı, limonlu, çilekli, mandalinalı, ananaslı alternatiflerimiz mevcuttur. Geleneksel lezzetlerimizden limonata ve gazoz ürünleri de; Kınık Limonata ve Kınık Bursa Gazozu markasıyla Kınık Ailesi’nin birer üyesidir. Kınık C Plus limon ürünümüz ise; yüksek C vitamini oranıyla limon aromalı ürüne bir alternatif sunmaktadır. Kınık C Plus limon günlük alınması gereken C vitamini miktarını %100 karşılamaktadır.

Rakiplerinizle olan durumunuz nedir? Pazarın zorlukları neler?

 Türkiye’de aktif olarak çalışan 25 adet maden suyu firması mevcut. Tabi ki bu da ciddi bir rekabeti beraberinde getiriyor. Maliyetin %80’inin ambalaj malzemesi olan bir sektörde, üreticiler ayakta kalabilmek için, teknoloji yatırımlarını sürekli geliştiriyorlar. Yüksek kapasiteli tam otomatik makine yatırımları ile maliyetlerini düşürmeye çalışırken bir yandan da üretim kalitesini ve hijyeni en üst seviyelere getiriyorlar. Maden suyunun insan sağlığına faydaları konusundaki farkındalık ve bilinç düzeyinin artması ile kişi başına düşen maden suyu tüketim miktarlarının artması sağlanabilir. Bu da pazar payının artmasına katkı sağlayacaktır.

2000’li yılların başında gerçekleştirilen yatırımlarla Kınık, 27,000 m² açık ve 9,500 m² kapalı alanda 4 hat üretim yapmaya başladı. Saatte 125.000 şişe dolum kapasitesi ve 3 vardiya ile 24 saat üretim yapan Kınık, ürünlerini Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanına ulaştırmaya başladı.

Park Cam’ın sektördeki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? İş birliğiniz ne durumda?

 Ciner Grubu’nun yapmış olduğu bu yatırım sektörümüze hareket katmıştır. Park Cam’ın sektöre girmesi ile birlikte, yaşanan şişe bulma krizi bitmiş ve tatlı bir rekabet ortamı başlamış oldu. Bununla birlikte, sektördeki hizmet ve ürün kalitelerindeki iyileşmeler, bizleri daha iyi hizmet alır hale getirmiş oldu. Park Cam ekibi ile iş ortağı olmaktan mutluluk duyuyoruz. İşlerinde çok başarılı, ufku açık ve değerli bir ekip. Sorunlarımız olduğunda iş ortağı olarak bizimle yakından ilgileniyorlar. Kalitelerinden, ilgilerinden, ekip çalışmalarından çok memnunum. Kendilerine çok teşekkür ederiz.

 “%100 Geri Dönüşüm İçin Kolları Sıvadık”

Camın geri dönüşümü hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu konuda neler yapılabilir?

 Bildiğiniz gibi cam bizim temel ambalaj malzememiz, bizim için ne kadar önemli ve değerli olduğunu çok iyi biliyoruz ama bunu sadece bizim bilmemiz yeterli değil. Tüm tüketicilere de, camın ürün kalitesindeki koruma avantajlarının yanında, %100 geri dönüştürülebildiğini, geri toplanmasının da ne kadar önemli olduğunu anlatmamız ve bu konuda topluma bilinç aşılamamız gerekmektedir. Havanın, suyun, toprağın korunmasındaki faydalarını, ülke ekonomisine sağladı- ğı kazanımları anlatmalı ve geri dönüşümün ileri nesillerimizin geleceği için bir mecburiyet oldu- ğunu öğretmeliyiz. Sadece cam değil, dünyanın sahip olduğu bütün değerler için kolları sıvamalı ve sahip çıkmalıyız. Biz camla haşır neşir olduğumuz için üzerimize düşen görevi yerine getirmek amacı ile BİRCAM’ı kurduk.

 

BİRCAM Vakfı nedir? Vakıfla olan işbirliğiniz hakkında ne söylemek istersiniz?

Türkiye’de yılda 10 milyar adet şişe üretiliyor, bunların yüzde 40’ı da maden suyu şişesi. Ülkemiz genelinde de geri dönüştürülen cam oranının %15 civarlarında olduğunu biliyoruz. Avrupa’da bu oran %60-70’lere varmış durumda, biz de bu oranı artırmak ve %100 geri dönüştürülebilen bu değeri, doğaya ve ekonomiye kazandırabilmek için Park Cam’ın önderliğinde Kınık Maden Suları, Uludağ İçecek, Beypazarı Maden Suyu birlikte kurulmuş olan bu vakfın kurucu üyesi olmaktan mutluluk duyuyoruz. Çalışmalarımıza tüketici bilinci oluşturarak başladık ve Türkiye genelinde öğrencilere yönelik ilk eğitim çalışmasını İzmir’de başlattık. Proje kapsamında, Gaziemir’de yaklaşık 500 öğrenciye geri dönüşümle ilgili detaylı bilgiler verildi. Eğitim verdiğimiz öğrenciler, aynı zamanda anne ve babalarının öğretmeni olacak. Yani burada öğrendiklerini hem büyüklerine hem de arkadaşlarına anlatacak. Bu noktada geri dönüşümle ilgili çocuk yaşlarda yapılan bilgilendirmenin büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Ayrıca cam kırma makinesi ile de yeni bir bakış açısı getiriyoruz. Okullardaki eğitim çalışmaları, kısa sürede ülke geneline yayılacak. Önümüzdeki dönemde alışveriş merkezleri ve halkın yoğun olduğu yerlere “cambank” adı verilen geri kazanım üniteleri konulacak. Vatandaşlar, biriktirdikleri cam şişeleri bu ünitelerin içine atabilecek.

CAMBANK
''Bölgemizde bulunan İnegöl Orhan Köfte’de görmüş ve çalışmasını gözlemlemiştim. Camı kırarak saklama alanını küçültmek, geri dönüşü adına daha etkili bir sistem. Tabi bu makinelerin kontrol ve bakımları çok iyi organize edilmeli ve toplamayı aktifleştirmek için personellere eğitimler verilmeli.''

 

 

*Bu yazı Park Cam Dergisinin 3. sayısında yayımlanmıştır.

İLGİLİ HABERLER

Mevcut öğe yok

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın
Giriş Üye Ol