Kentler Adına Geleceği Öngörmek Şehir Plancılarının İşi

None

Türkiye’de bugüne kadar birçok şehrin imar planlamasına imza atan İmpo İmar Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Oflaz, planlamayı kentlerin 25 yıl sonrasını öngörerek yapmak gerektiğine dikkat çekiyor.

‘Şehirleşme’ denildiğinde en önemli başlıklardan birini imar planlamaları oluşturuyor. Türkiye’de bugüne kadar birçok şehrin imar planlamasına imza atan İmpo İmar Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Oflaz, planlamayı sadece bugünü değil, geleceği de öngörerek yapmak gerektiğine dikkat çekiyor. Oflaz “Bugün bir şehrin planlaması yapabilmek için 25 yıl sonrasını hayal edebilmek gerekiyor” diyor.

Türkiye’de özellikle de büyükşehirlerde hızla büyüyen bir yapılaşma var. İmar planlama konusunda dikkat edilmesi gereken başlıklar neler?

Sadece Türkiye’de değil, dünyada kırlardan kente doğru bir akım var. Bu da şehirlerin formunu ve yayılma alanlarını büyütüyor. Bunları kontrollü hale getirmek için imar planlarının yapılması gerekiyor. İmar planlarına sırf fiziki mekânın planlanması olarak yaklaşmamak gerekiyor. Kentler; sosyal, ekonomik, fiziki bütünlük içinde, hatta hukuki bütünlük içinde planlanırsa şehrin kaliteli ve nitelikli büyümesi sağlanır, hormonlu büyüme olmaz. Burada şehrin büyüme süreçlerinde nelere dikkat edileceği hususları önemlidir. Şehri büyütürken sadece barınma, konaklama amaçlı değil, bunları nerede çalıştıracağız, nerede sosyal hale getireceğiz, nerede eğitimini verdireceğiz, hepsini bütün içinde ele almak gerekiyor. Planlamayı, bugünü görerek değil geleceği öngörerek yapmak gerekiyor. Kent, yaşayan canlı bir organizmadır. Nasıl insan doğar, büyür, gelişir ve değişirse kentler de böyledir. Bu nedenle günün değişen ihtiyaçlarından dolayı, o günün doğru olan fonksiyonu bugün belki doğru ve geçerli olmayabilir.

Bugüne kadar yaptığınız imar planlaması çalışmaları arasında ön plana çıkanlar hangileri oldu?

Ülkemizin doğusundan güneydoğusuna, Trakya’dan Ege ve Akdeniz’e kadar birçok yerde çalışmalarımız oldu. Trakya’da Keşan’ın, Karadeniz’de Rize-Çamlıhemşin’in, Doğu’da Bingöl-Sancak’ın çalışmaları devam ediyor. Akdeniz’de Kahramanmaraş’ın sosyoekonomik yapı çalışmasıyla birlikte plan aldığı çalışmalarımız var. Marmara’da ise Yalova’nın kent bütününe yönelik tüm ili kapsayan üst ölçekli çevre düzeni planlaması yapıyoruz. Parsel ölçeğinde Türkiye’de gayrimenkul yatırım ortaklıklarının yapmış olduğu projelerin birçoğunu beraber yürütüyoruz, ya müşavir ya da geliştirici olarak işin içindeyiz.

Peki, imar planlamasında en sık yapılan hatalar neler?

O kadar dinamik bir dönemden geçiyoruz ki; bizim jenerasyonumuz 500 yılda ancak yaşanabilecek fiziki ve teknolojik gelişmeleri son 25 yılda yaşıyor. Bunları öngörebilen vizyoner bir bakış açısı lazım. Yani kim derdi ki bundan 30 yıl önce helikopter pistlerini planlara yansıtacağız, heliportlar yapacağız diye? Kim derdi ki elektrikli araçlar olacak, onlar için şarj üniteleri ve yerleri ayrılacak? İşte hata yapmamak için bu teknolojik gelişmeler ve yenilikler göz önünde bulundurulmalı ve bunlar da planlara yansıtılmalı mutlaka.

İstanbul’un Cazibe Merkezi Neresi?

İstanbul‘da yeni bölgeler de cazibe merkezleri haline gelmeye başladı. Buralar nereleri ve yeni yapılaşma sürecinde nelere dikkat edilmeli?

İstanbul tarihsel dönemler dâhil her zaman cazibe merkezidir ve yoğun bir şeklide göç almıştır. Tarihi çekirdeğinden başlayarak dış çeperlerine doğru hızlı büyümüştür. 1980’li yıllar ve sonrasında kaçak yapılaşma sonucu İstanbul’da talihsiz bir dönem yaşadı. Kaçak yapılaşma döneminde kontrol dışı gelişmeler oldu, sadece fizik mekânlar gelişti, sosyal ve donatısal mekânlara bu gelişim yansıtılamadı. Dolayısıyla bir nesil sağlıksız bir ortamda yetişti. Son 10-15 yıldır kaçak yapılaşma ortadan kalktı. Bu defa da İstanbul’un özelinde lokal, noktasal projeler geliştirilmeye ve çözümler üretilmeye başlandı. Bunlar etrafını geliştirdiği için yeni cazibe merkezleri oluşturdu ama yoğunluk artışı da getirdiği için bölgede sosyal donatılar düşünülemedi ve yeni sorunlar oluşmaya başladı. Dolayısıyla gecekondu kültürüne göre daha yasal olmasına rağmen kent kültürü açısından daha da masum olmayan bir binalaşma süreci başladı. Gecekondular kaçaktı ama daha masumdu. İstanbul’un sorununu çözüyoruz, planlı yaşama geçiyoruz derken, alt yapı geliştirilmediği için daha kaotik bir durum oluşmaya başladı. Bu arada İstanbul’la ilgili 100 binlik planların revize edilmesi gündemde. Çünkü daha önceki planlamada öngörülemeyen büyük yatırımlar, yani 3. Havaalanı, 3. Köprü, Kanal İstanbul gibi projeler yapılmakta. Bunların hepsi çekim merkezi oluşturmaya başladı. İstanbul’un nüfusu buralarda ivmeli bir şekilde artacak. Kişisel fikrim, bugünkü durumda İstanbul’un çeperleri ne kadar gelişirse gelişsin, merkezinin her zaman değerini koruyacağı yönündedir. Beyoğlu, Beşiktaş, Bakırköy, Kadıköy buralar hep kıymetli ve merkezi yerlerdir. İş merkezleri açısından da Levent Maslak aksı hızlı gelişmektedir.

İyi planlanmış şehirler konusunda dünyada örnek gösterebileceğiniz şehirler hangileri?

Dünyada New York, Paris, Londra gibi şehirleri İstanbul ile kıyaslayabiliriz. New York’ta da yüksek katlı gökdelenler var ama etrafında kendi ihtiyacını karşılayabilecek mahalleleri de var. Bununla birlikte şehri simgeleyen büyük donatı alanları, büyük parkları mevcut. Alt yapı sistemleri çözülmüş. Aynı şey Londra için de geçerli. Kendine ait onu tanımlayan büyük parkı var. Paris’e bakın. Eski kent dokusu tamamen korunmuş, yeni şehri kent dokusunun dışında yapmışlar, yeni yapıların bina yüksekliklerinin eski dokuyu gölgelemesine izin vermemişler. Oysa İstanbul’da hala boğazın dışında bir kent kültürü ve kenti tanımlayacak sembolü, parkı yok. Tarihi çekirdeği canlandıracak projelerinin olması gerekiyor. İstanbul hepimizin bildiği gibi deprem fay hattı üstünde kurulu bir şehir. Özellikle 1999 yılından sonra bu konuda önemli adımlar atıldı.

Şehir planlamacısı olarak bundan sonrası için alınması gereken tedbirler neler?

İstanbul’u diğer metropollerden ayıran en önemli özellik ne yazık ki deprem kuşağında yer alması. Marmara depreminden bu yana, 19 yıldır mevcut binaları tespit ettik yani mevcut binaların niteliksiz olduğunu ortaya koyduk ama topyekûn bir bütün olarak nasıl bir çalışma yapılması gerektiği veya operasyona geçecek adımları atamadık. Tespiti iyi yapıyoruz ama operasyonel adımlarda başarısız kalıyoruz. Son dönemlerde bir sürü yasa çıktı; kentsel dönüşüm, afet yasası, imar kanunu iyileştirmesi gibi ama bunlarla ne oldu? Eski binaları parsel ölçeğinde yıkıp yerine yenisi yapıldı. Bu da bir çözüm ama geçici bir çözümdür. Kamu elini taşın altına koymadığı sürece, vatandaş tarafından yapılanlar noktasal çözümlerdir ve hiçbir sosyal politika bunu öngörmez. Özel sektör eliyle bu işin kısa sürede çözülebileceğine inanmıyorum.

Kentsel dönüşüm en doğru şekilde nasıl yapılmalı?

Kentsel dönüşüm parsel ölçüsünde yapılacak bir iş değil. Zaten kent bir canlı organizma gibi kendi kendini yeniliyor, eskimiş dokusu yıkılıyor, yerine yeni bina yapılıyor. Kentsel dönüşüm devletin bir politika belirlemesi ve kente kimlik vermesi, o kimliğe ulaşması için geçen süreyi planlaması ve sistemi kurmasıdır. Bugüne kadar yapılan iş ya parsel ölçeğinde yoğunluk artırarak binayı yıkıp yeniden yapmaktır ki bu kentsel dönüm değil, kentin kendi içinde kendini yenilemesidir.

Kentsel dönüşümde şehir planlamacıların rolü ne olmalı?

En önemli rol şehir planlamacılarına düşmektedir. Kentsel dönüşüm dediğimiz şey şehrin yeniden planlanması, yeniden etaplanması gelişme eğilimlerinin belirlenmesidir.

 
*Bu yazı Marmara Life Dergisi Business Ekinin 15. sayısından alıntıdır.

 

İmpo İmar Hüseyin Oflaz

İLGİLİ HABERLER

Mevcut öğe yok

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın
Giriş Üye Ol