İş Kazalarının Sebepleri ve Korunma Prensipleri

None

İş Sağlığı ve Güvenliği; ülkelerin sanayileşme düzeyi, eğitim düzeyi, ekonomik gelişme düzeyi, sosyal yapısı ve sağlık sistemi gibi pek çok faktörle doğrudan ilgilidir. Dünyada, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’ya göre her 15 saniyede 160 işçi iş kazası geçirmektedir. Dolayısıyla, her gün 6.300 kişi iş kazası geçirmektedir.

ILO, yapılan değerlendirmeler sonucunda, her 15 saniyede bir işçi, iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda yaşamını yitirdiğini, bu sonuçlar doğrultusunda da her yıl 2,3 milyondan fazla çalışanın ölmesi anlamına geldiğini belirtmektedir. Türkiye’de 2017 yılında raporlanan 241.547 iş kazasında 1.252 çalışan iş kazası ve meslek hastalığı sonucu yaşamını yitirmiştir. Aynı veriler doğrultusunda 510 meslek hastalığı bildirilmiş olup, 3.596 vaka sürekli iş görmezlik geliri bağlanmıştır. İş kazası ve meslek hastalığı sonucu en çok iş kazası sırası ile makine imalatı, inşaat ve metal sektöründe gerçekleşmektedir. En çok ölüm yaşanan sektör inşaat, maden ve ulaşım olup, iş kazası geçirme açısından 19-25 yaş aralığı en tehlikeli grup olarak ortaya konmuştur. İş kazalarının yaşandığı saat aralıkları incelendiğinde 11:0012:00 arasında en yüksek düzeyde kaza meydana geldiği görülmüştür. Kaza ölüm hızı çoğu Avrupa ülkesinde 100.000’de 2 ile 6 arasında değişmektedir. Avrupa Birliği’nde çalışan aktif nüfusun ortalama %3,2’si her yıl iş kazasına uğramaktadır. Türkiye’ye benzer özelliklerde olan Fransa, Almanya ve İtalya ile ölümcül iş kazaları üzerinden bir karşılaştırma yapıldığında 2017 yılında Fransa’da 595, İtalya’da 543, Almanya’da 450 çalışan iş kazası sonucunda hayatını kaybetmiştir. Türkiye açısından ise; 2017 yılında bu 3 AB üyesi ülkenin ölüm sayılarının toplamına yakın bir ölümcül iş kazası sayısı bulunmaktadır. ILO, meslek hastalıkları ve iş kazalarının direkt veya dolaylı maliyetinin dünya genelinde 2,8 Trilyon Dolar olduğunu ve dünya yıllık gayri safi hasılanın yüzde 4’ünden fazlasının iş kazaları ve meslek hastalıkları sonucunda kaybedildiğini öngörmektedir. Bu açılardan değerlendirildiğinde iş kazası ve meslek hastalıklarının kontrol altına alınması vazgeçilmez bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkmaktadır. İş kazası “yaralanmaya veya zarara yol açan, önceden planlanmamış beklenmedik bir olay” şeklinde tanımlanmaktadır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda iş kazası geniş bir şekilde tanımlanmıştır. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de çalışan sağlığı ve güvenliğini korumak, meslek hastalıklarının ortaya çıkmasını önlemek için birçok mevzuat yayımlanmıştır. Bunlardan en önemlisi de 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’dur. Bu kanun reaktif bazlı önlemler yerine proaktif olarak önceden kazaya yol açacak unsurların tespitini ve kaynağında yok edilmesi, meslek hastalığı olgularının ortadan kaldırılmasına yönelik yöntem belirlemiştir. Kanunun en önemli yapı taşlarından olan yönetmeliklere tam uyum sağlanması durumunda iş kazaları ve meslek hastalıklarından korunmak, önlemek mümkündür.

İş Kazalarından Korunmanın Başlıca Yöntemi: İSG

İş kazaları ve meslek hastalıklarından korunmada en önemli unsur işverenin veya üst yönetimin İSG Politikası ve İSG’ nin sağlanması için yönetimin taahhüdüdür. İSG’de amaç, çalışanları işle ilgili yaralanma ve hastalıklara karşı korumak ve sağlıklı ve güvenli işyeri sağlamaktır. İSG’ nin sağlanması için yasal mevzuatlara, uluslararası standart ve normlara uyulması olmazsa olmazdır. Bir organizasyonda İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi’nin kurulması ve uygulanması iş kazaları ve meslek hastalıklarından korunma ve sürdürülebilirliğini sağlamada en temel unsurdur. Çünkü İSG Yönetim Sistemi, sistematik bir şekilde kuruluşun iş kazası ve meslek hastalığına sebebiyet verebilecek tehlike ve risklerin belirlenmesi ve risklerin kontrol altına alınmasını ve sürdürülebilirliğini sağlayacaktır. Tehlikelerin giderilmesi ve İSG risklerinin azaltılması için öncelik sırasına göre hareket edilmelidir. Öncelikle riski ortadan kaldıracak çalışmalar yapılmalı örneğin; tehlikeli kimyasalların kullanımının durdurulması, yeni işyeri planlarken ergonomik yaklaşımları uygulamak, monoton çalışmayı ya da strese neden olan olumsuz işlerin ortadan kaldırılmasını sağlamak gibi. Diğer bir uygulama ikame yöntemi yani tehlikeli olanın yerine tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanı koymaktır. Örneğin; kaygan zeminin malzemesini kaydırmaz malzeme ile değiştirilmesi, elektrikli ekipmanın voltajının tehlikeli gerilim seviyesinin altına indirilmesi, solvent bazlı boya yerine su bazlı boya kullanmak gibi. Bu iki yöntem riski kaynağında engelleyici yöntemdir. Risk kontrol hiyerarşisisinde en çok uygulanabilen kontrol önlemi ise; mühendislik kontrolleri ile işin yeniden düzenlenmesidir. Örnek olarak; izolasyon sağlama, makine koruyucularını sağlamak, toz, gürültü, titreşim vb unsurlar için izole ortamlar oluşturmak, lokal emiş ve etkin havalandırmanın sağlanması, düşme koruma tedbirlerinin alınması gibi. Bu hususlar işverenlerin yasal olarak uygulama zorunluluğu olan ve iş kazaları ve meslek hastalıklarından korunmada işverenlerin uygulayabileceği toplu koruma tedbirlerindendir. Diğer bir aşama eğitim dâhil idari kontrol önlemleridir. Önceki kontrol önlemleri ile tam olarak riskler kontrol altına alınamadığı durumlarda ve alınan tedbirlerin desteklenmesi amacıyla bu önlemler alınır. Örnek olarak, eğitimlerin verilmesi, periyodik kontrol ve denetimlerinin yapılması, işyeri koordinasyonunun sağlanması, sağlık ve güvenlik gözetimi ve denetimi, iş talimatlarının verilmesi, sağlık ve güvenlik levhaları ve davranış odaklı güvenlik yönetimi uygulaması verilebilir. İSG’de risk kontrolünde en son kişisel korunma tedbirlerine başvurulmalıdır. Yukarıda belirtilen kontrol önlemlerine başvurulmadan direkt olarak KKD verilmesi doğru ve güvenilir bir korunma yöntemi değildir. Kişisel korunma tedbirleri tüm çalışanların doğru bir şekilde, yerinde ve zamanında kullanılması ve doğru koruyucunun kullanılması ile mümkündür. Bu aşamada etkin bir kontrol ve denetim gereklidir. Çalışanların bu hususta etkin bir eğitime ihtiyacı vardır.

Tehlikeli Hareket ve Durumlar

İş kazaları ve meslek hastalıklarından korunmada çalışanların katılımı çok önemlidir. İSG sadece işverenin, İSG profesyonellerinin sağlayabileceği bir durum değildir. Kazaların temel sebebi olan tehlikeli hareket ve tehlikeli durumların tespitinde çalışanların katkısı olmadan tam kontrol mümkün değildir. Çalışanların yeterince bilinçlendirilmesi, teşvik edilmesi durumunda onlardan alınacak olan geri bildirimler ile potansiyel bir kaza faktörü ortadan kaldırılabilir. Ramak kala, kaza ve yaralanmaya sebebiyet verebilecek tehlikeli unsurların kazaya dönüşmeden önce bildirilmesi ve önlemlerin alınmasına dayanan proaktif bir önlemdir. İş kazaları ve meslek hastalıklarından korunmada işyerinde sistematik kontrol ve denetim yapılması, İSG eğitimlerinin etkin bir şekilde verilmesi, mesleki eğitim ve yeterliliklerin sağlanması, tehlikeli süreç ve işlerin etkin bir şekilde yönetimi, alt işveren yönetimi, kimyasal madde yönetimi vb. birçok işyerinin faaliyetlerinde karşılaşabileceği tehlikeli unsurların denetim altında tutulması gerekmektedir. Son olarak, iş kazaları ve meslek hastalıklarından korunmada iş sağlığı ve güvenliği kültürü çok büyük öneme sahiptir. İş sağlığı ve güvenliği kültürü; sadece işveren ve çalışana enjekte edilmesi gereken bir kavram olmayıp, eğitim sistemi ile küçük yaşlardan itibaren başlayarak çeşitli yollar aracılığıyla bireylere aktarılması gereken bir olgu olduğu unutulmamalıdır.

Park Cam Dergi

İSG Park Cam

İLGİLİ HABERLER

Mevcut öğe yok

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın
Giriş Üye Ol