Geminin Pervanesi Ekonominin Göstergesi

Denizcilik serüveninde 34. yılını geride bırakan Emin Eminoğlu, güçlü bir devlet olmanın gerekliliği arasında çok iyi filoya sahip olmayı öngörüyor. Türk denizciliğinin ülke ekonomisinin durumunu analiz edebilmek için en iyi gösterge olduğunun altını çizen Eminoğlu ile sektörün yaşadığı kriz ve dünden bugüne gelişimini değerlendirdik.

Emin Eminoğlu’nun denize tutkusu çocukluk yıllarında babası ile açıldığı teknede başladı. Babası balık tutarken onun görevi ise küçük bir kovayla tekneye giren suları boşaltmaktı. Her ne kadar Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirse de bu tutkusu Eminoğlu’nu denizlerden ayırmadı. Enmar şirketinin kurucusu olan Emin Eminoğlu, denizcilik sektöründe saygıdeğer bir yer kazandı. Geçen sene düzensiz sefer yapan gemi acenteliği dalında Altın Çıpa Ödülü ile ödüllendirilmeleri de bu başarının en güzel kanıtı. Denizcilik sektörünün son yıllarda yaşadığı krizin nedenleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Keyifli okumalar...

Çocukluğunuzda da denizciliğe merakınız var mıydı?

Aileden gelen bir tutku olabilir ama denizci bir ailenin mensubu değilim. Bu tutku babamın beş metre civarında sandalıyla başladı. Çok eski bir sandaldı ve onunla balık tutmaya giderdik. Her balık tutmaya gidişimizde de benim vazifem sandala gelen suyu küçük bir kova aracılığıyla dışarıya taşımaktı.

İstanbul’da mı geçti çocukluğunuzun bu anları?

Batı Trakya’da. Ben Batı Trakya İskeçe’de dünyaya geldim. İlkokul, ortaokul ve liseyi Batı Trakya’da bitirdim. Sonrasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nde okumaya geldim. Dolayısıyla ben sonradan denizci olmuş bir insanım. Siyasal Bilgiler fakültesini bitirdikten sonra iş süreci ile ilgili beklemedeyken bir denizci şirkette çalışan olarak iş girdim. Denize bir bağlılığım vardı.

Aslında öncesinde herhangi bir tecrübeniz yokmuş?

Evet. Ama Yunancam ve İngilizcem çok iyiydi. Yabancı dil bilmemin avantajıyla o iş yerine müracaat edenlerin arasında öncelik aldım. Denizcilik sektörü ile tanışmam 1982 yılı haziran ayındadır. Sonra işi çok sevdim. Çocukluktan kalma denizle olan bağlantım ve tutkum ile denizciliği çok sevdim. Denize tutkusu olup mesleğini icra edemeyenlerdenim. Şirketlerdeki yöneticilik yanım ağır bastı. Adım adım yükselerek, çalışan, şef, müdür olarak çalıştım. 1992 yılında da ENMAR’ın kurucu üyesi olarak yine denizcilik alanında faaliyetlere başladım. Bu nedenle ben denizciliğe sonradan katılmış ‘Kaymakam Denizci’yim. Meslek itibari ile kaymakam olup denizci olan bir yapım var.

IMG_9977.JPGKendi şirketinizi açmak aslında bir girişimcilik örneği. Bunun zorlukları nelerdi, nasıl karar verdiniz?

Biz profesyonel yönetici olarak çalıştığımız şirketten 1987 yılında beş arkadaş olarak ayrıldık. Beşli grup olarak kendi şirketimizi kurduk. Fakat Türkiye’de horozun çok olduğu yerde sabah biraz geç oluyor. Çünkü beş tane ortaklıkta bir fikir çatısı altında birleşebilmenin zaman zaman güçlüklerini yaşadık. Denizcilikte idealleri olan bir insanım. İdeallerimi de gerçekleştirebilmek için kendi şirketimde daha başarılı olabileceğime karar verdim. Çocukluk yıllarımdan beri girişimcilik yanım var. Karar verdikten sonra da 1992 yılında Enmar Vapur Acenteliği Denizcilik ve Ticaret Anonim Şirketi önce ticaret hayatımıza girdi. Ondan takriben bir altı yıl sonra da Enmar Denizcilik ve Anonim Şirketi ticari yaşantımıza girdi. Enmar denizcilikte bir bütünü sağlayabilmek adına kuruluşundan bu güne müşterilerine hizmetlerini sunmaya devam eden bir yapı. Ama her gün daha üstün bir başarıya doğru yol alan bir şirket yapımız var.

Şirketinizin nasıl bir işleyişi var?

Türkiye’ye gelen yabancı armatörlere hizmet veren bir kuruluşuz. Biz yurtdışında takriben 300’den fazla armatör kuruluşu Türkiye’ye geldiklerinde temsil ediyoruz. Onlara gemi acenteliği sıfatı ile hizmetlerimizi veriyoruz. Boğazlarımızdan gemilerinin geçişlerinde kendilerine yardımda bulunuyoruz. Bir taraftan uluslararası gelişmeleri takip ederken diğer taraftan da ülkemiz içerisindeki dengelere baktığımızda ortak noktaları çıkarabiliyoruz. Yabancı gemiler, Türk Kara sularının içerisine girdiği andan itibaren bizim kanunlarımız gereğince bir acente tayin etmek zorundalar. Çünkü o geminin devletimize ödeyeceği birtakım husufları vardır. Düşünün ki, bir gemi bizim Türk sularından geçti, Çanakkale’ye geldi. Emniyetli bir geçiş yapabilmesi için öncelikle bizim kılavuzlarımızdan istifade etmesi gerekir. Bu geçişi yaparken kıyı emniyeti için fenerlerle seferini güvende sürdürebilir. Dolayısıyla Fenerler İdaresi’ne bir husuf ödemek zorundadır, kılavuzluk eğer kullandıysa ödemek zorundadır, bu boğazlardan geçerken zaman zaman römorkaj hizmeti talep edebilir onun bedelini ödemek zorundadır. Devlet dünyanın bir ucundaki armatörün peşinden koşmaz. Paraların burada yerleşik ve buradan tahsil edebileceği bir firmanın olmasını ister. Daha anlamlı hale getirmek için tarif etmemiz gerekirse o geminin tayinini aldıktan sonra ki biz tayin ile iş yaparız geçici bir süre Türk Kara Suları içerisinde hareket sürecinde geçici armatörü oluyoruz. Armatörü ve gemi kaptanı adına işlemleri yürüten kurum ve kuruluşlardan biriyiz.

DENİZCİLİKTE İLETİŞİM OLMAZSA OLMAZDIR

İdeallerini gerçekleştiren biri olarak şirket kurma süreciniz nasıl gelişti?

Bugün baktığımda şimdiki nesli çok şanslı görüyorum. Denizcilikte iletişim olmazsa olmazımızdır. Bizim o tarihlerde iletişimimiz yoktu. Gemilerimizde biz ancak telgraf sayesinde görüşebiliyorduk. Bu güçlükleri yaşamamış birine anlattığınızda bunu algılayamaz. Çünkü bugün dünyanın her yeriyle iletişimdeyiz. Biz 1992’de bile hala telsizle gemilerle konuşamayacak durumdaydık. Mülkiyedeki yıllarımda Büro Yönetim Teknikleri dersinde saygıdeğer hocamız bizi aldı. ODTÜ’deki teleks ile tanıştırdı. Bu telgrafın bir adım sonrasıydı. O devasa araç ile tanıştığımda şok olmuştum. Anında yazışan bir araç ile tanışmıştım. Hat sorunu gibi bir sorun yaşıyorduk sektöre ilk adım attığımız zaman. Ardından telefaks geldi ve apayrı ufuklar açtı. Sonrasında da mobitelefon hayatımız girdi.

GEMİLER YÜRÜYEN FABRİKALARDIR

enmar-1.jpgTürk denizciliği ne durumda?

Globalleşme dediğimiz bir olay yaşıyoruz. Dünyayla bütünleşme... Bunun içerisine iletişimde hızla bütün dünya ile irtibat halinde olmayı koyuyoruz. Gemiler artık yürüyen fabrikalardır. Cihazlarla her şeyi takip edebilirsiniz. Globalleşmede denizcilik sektörü olarak olmazsa olmazıyız. Çünkü ticari olarak gelişebilmeniz için mal üreteceksiniz, malınızı satacaksınız veya malınızı geliştirebilmek için ham maddeyi ithal edeceksiniz. Bütün bunlarda bir taşımacıya ihtiyacınız var. Biz denizciler taşırsak ülke de gelişebiliyor. Dolayısıyla bir ülkenin gelişebilmesi için muhakkak surette denizciliğinin de gelişmesi gerekir. Atatürk’ün denizcilere çok önemli bir mesajı var; “Denizciliği kısa zamanda çözmeli ve hak ettiği yere ulaştırmalıyız.” O yıllarda bu söz söylenmiş.1990’larda ciddi bir atak oldu. Türk denizciliği de gelişiyor ama krizlerle de boğuşuyoruz. Denizcilik sektöründe dünya çapında hem Türk denizciliğini etkileyen hem de dünyadaki denizcilik sektörünü etkileyen 1998 yılında başlayan daha sonra bir noktaya geldi. Her 10 yıllık süreçlerde bir inişli çıkışlı grafik izliyor sektör. Tekrar bir krize girmiş durumdayız. 6 yıldır sektör istenilen düzeyde değil.

Bu krizin nedenleri nelerdi? Pazarda bir daralma mı söz konusu?

Yalnızca pazarda bir daralma olduğunu söyleyemem. Ama etkenlerden bir tanesi de o. Bir noktadan bir noktaya daha önce sevk edilen mallarda belirli rotasyonlarda bir daralma var. Fakat bir başka noktaya baktığımızda orada da artış var. O yüzden sadece bununla izah edilemez. Farklı parametrelerden etkilenilmektedir.

Bu parametreler nelerdir peki?

Petrol fiyatları, dünyadaki savaşlar etkendir. Çeşitli bölgelerdeki ilan edilen riskli alanlar, riskli bölgeler parametredir. Kriz içindeyiz fakat ümit ediyorum ki son bulur bu. Çünkü iş uzadı, bir sürü denizcilik sektöründe yer alan dostlarımızın çok büyük sıkıntılar yaşadığı haberini alıyoruz. Bu da bizi tabii ki dostları olmamız sebebiyle çok üzüyor.

DENİZCİ ÜLKE- DENİZCİ MİLLET OLAMADIK!

Türkiye’nin nimetlerinden sizce yararlanabiliyor muyuz?

Yeteri kadar asla… Bugün maalesef Türk insanının denizi çok iyi kullandığını söyleyemeyiz. Ben 3 dönemdir Deniz Ticaret Odası Meclis üyeliği vazifesini yürütüyorum. Odamızın her zaman için söylediği şu söz var, denizci millet denizci ülke. Bunu yapabilmek için de 3 dönemdir hakikaten yoğun çalışmalar içerisindeyiz. Bunu yapabildik mi yok! Çünkü insanımızın da denizci olması gerekiyor. İnsanımızın da denizi sevmesi gerekiyor. Turmepa’nın başlattığı bir aktivitede hepimiz battal bol poşetler verilerek teknelerle Marmara’ya çıktık. Denize açıldığımızda yarım saat içerisinde denize atılan çöplerle o poşeti doldurdum. Denizci ülke, denizci millet böyle olmaz. Düşünün küçük bir tekneniz olsa nereden denize çıkartacaksınız? Biz varsa yoksa arabaya yatırım yapıyoruz. Vapurlarla ulaşımımızı sağlamanın dışında denizlerimi kullandığımızı kim söyleyebilir ki? Denizci nesiller yetiştirebilmek için Milli Eğitim Bakanlığı’nın okul müfredatına dahi ders olarak alması gerektiğini düşünüyorum. 2023 yılı için çok güzel hedeflerimiz var. Bu hedeflere ulaşabilmemiz için denizciliğimizi, kendi filomuzu, kendi taşıma ağımızı çok iyi kurmamız lazım.

enmar-2.jpg

Denizcilik ekonominin göstergesidir diyebilir miyiz?

Kesinlikle. Denizciliğiniz iyiyse ekonominiz de çok iyidir. Bunun bizdeki en belirgin ifadesi şudur, düşünsenize geminiz var ama pervanesi dönmüyor, iş yapamıyor. Pervanesi dönmeyen gemi zarardır. Geminin pervanesinin daima dönmesi gerekir. Geminin pervanesi dönüyorsa ekonominiz de yukarılara gider.

Peki devletten ne gibi beklentileriniz var?

Devlet birçok sektöre inanılmaz destekler veriyor. Bunların başında da inşaat sektörü geliyor. Her tarafta inanılmaz yapılarla karşılaşıyoruz. İyi bildiğim bölgeye gidip oranın içerisinde kaybolduğumu biliyorum. Bunlar için kötü demiyorum fakat denizcilik sektörüne devletin bir desteğini göremiyorum. Devletin buna el atması lazım. Büyük bir devlet için çok iyi filoya sahip bir devlet olmanın gerekliliğinin altını çizmek istiyorum. Taşıma filonuz, gemileriniz yeterli sayıda değil ise, istediğiniz malların sevkiyatını bir noktadan bir noktaya sağlayamıyorsanız büyük devlet olma ihtimali yoktur.

Cansu Meşedilci

İLGİLİ HABERLER

Mevcut öğe yok

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın
Giriş Üye Ol