Daha Fazla Geri Dönüşüm Dünyayı Kurtaracak Mı?

None

1950’lerin başlarında büyük ölçekli sentetik materyal üretimi başladığından beri üretilen plastik miktarı 9,1 milyar tondur. Daha iyi anlamanız için örnek vermek gerekirse; 4 adet Everest Dağı, 822 bin adet Eyfel Kulesi, 80 milyon adet mavi balina veya 1 milyar adet filin bu rakama karşılık geldiğini söylesek, geri dönüşümün ne kadar önem arz ettiğini anlatabilmiş olur muyuz?

Kalıplanabilir, dayanıklı, hafif ve ucuz olan plastik ambalaj, % 40 kullanım oranıyla en önemli malzemelerden biridir. Ambalajlama malzemesi olarak plastik, firmaların etkili bir şekilde pazarlama yapmasına, cazip görünümlü ve çekici paketlerin tasarlanmasına, ürünün mağaza raflarında zarar görmemesine ve dünya çapında malların verimli ve ekonomik olarak taşınmasına olanak veren önemli avantajlara sahiptir. Bununla birlikte; yiyecek, içecek ve tütün ürünleri için plastik ambalajlar genellikle bir kez kullanılır.  Bu miktarın büyük kısmının geri kazanıldığını zannetmeyin. Ne yazık ki geri kazanım oranları şaşılacak derecede düşüktür. 1950’den itibaren atık miktarının ancak %20 ’si geri dönüşüm veya enerji geri kazanımıyla kazanılabilmiş, %80’i ise düzenli depolama alanlarına gömülmüş veya doğada atık haline gelmiştir. Hatırlatmakta fayda var, her yıl 12,7 milyon ton plastik okyanuslarda birikiyor. Bilim adamları, plastik tüketim alışkanlığımızda hiçbir şey değişmezse, okyanuslarda 2050 yılında balıklardan daha fazla plastik olacağını tahmin ediyor.

Maliyet ve Enerji Kaybı

Plastikler, ürün çeşidi ve kullanım alanlarının genişliği nedeniyle katkılı ve karışımlar şeklinde kullanılmakta bu da ürünlerin geri dönüşümünü sınırlayabilecek malzeme özellikleri ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle birçok plastik türü geri dönüşüm sırasında çok yüksek maliyet ve enerji kaybına sebep oluyor. Şu anda bilim adamları, çok zor olsa da plastik karışımlarını geri dönüştürmenin yollarını geliştirmeye çalışıyorlar. Ayrıca bilim adamları, plastiklerin biyolojik olarak yavaşça parçalandığını ve dolaşım-tüketim yoluyla vahşi yaşam için çok sayıda tehdit oluşturduğunu keşfetmişlerdir. En son raporlar, bazı plastik türlerinin doğal besinleri taklit eden kokular yaydığını ortaya koymuştur. Plastikler aynı zamanda ağır metaller gibi besin zincirinde de birikir. Çalışmalar, balıkların beslenirken özellikle mikro plastikleri tükettiklerini ve böylece artık kendi kullanıp attığımız plastikleri yediğimizi göstermekte. 1950’den 1990’lara kadar birleştirilmiş malzemeden (kompozit) oluşan ürünler ve tek yönlü geri dönüşüm (single-stream recycling) faaliyetleri çevre kirliliğini muazzam derecede artırmıştır. Bununla birlikte, 1990’larda Çin’de yükselen pazarlar, malzemenin karlı bir şekilde kullanılabileceğini keşfetmiştir. 19902013 yılları arasında, tek yönlü geri dönüşüm faaliyetleri, Çin sayesinde bir nebze başarılı olarak devam etmiştir. Ancak Çin hükümeti, hammaddelerin kalitesini iyileştirerek yurt içi üreticilerini korumak ve çevresel etkileri azaltmak amacıyla, Şubat 2013’te “Yeşil Çit Operasyonu” ve 2017 başında da “Milli Kılıç Operasyonu” olarak bilinen programları resmen başlatarak, Çin’e gönderilen kirli atık maddelerin ve atık miktarının azaltılması için ithal edilen karışık atıklar hakkında titiz bir kontrol sistemi hayata geçirdi. Bu uygulamalar nedeniyle, bugün ve 2030 yılları arasında, potansiyel olarak geri dönüştürülebilir olan 121 milyar ton plastiğin, Çin fabrikaları yerine düzenli depolama alanlarına yönlendirilmek zorunda kalınacağı tahmin ediliyor.

Peki, Çin Neden Böyle Bir Uygulama Yoluna Gitti?

Çin, Amerika ve Avrupa’daki geri dönüşüm kutularından gelen malzemeleri ithal ederek faydalı malzemelere dönüştürüyor ve bundan kar ediyordu. Ancak, bu ülkeler “tek yönlü” geri dönüşüm anlayışıyla tüketiciler için işleri basitleştirmeye çalışırken, kâğıt, plastik, metal ve cam vb malzemeler karışık olarak Çin’e ulaşmakta, ancak karışık toplama nedeniyle geri dönüşü olmayan maddelerle çok fazla kirlenmekteydi. Her şeyi bir kutuya koymak kolay görünüyordu, ancak bu geri dönüşümün verimini çok fazla düşürmekteydi. Çin’in geri dönüşüm malzemelerini ithal etmesinin nedenlerinden biri, farklı atık türlerini el ile ayırmak için ucuz işgücüne sahip olmasıydı. Ancak ithal edilen malzemeler daha kirli hale gelirken, Çin’de işgücü daha pahalı hale geldi. Atık sorununun nedeni gerçekten de bize empoze edildiği gibi sadece tüketiciler mi? Bireysel alışkanlıklarımızı değiştirmenin bu sorunu ortadan kaldıracağı doğru mu? Yıllar boyunca, atık ambalaj sorununun ‘daha iyi bireysel davranışlar’ yoluyla çözülebileceğini düşünmeye itildik. Geri dönüşümün bir parçası olursak, yeniden kullanılabilir torbaları markete götürürsek, dünyayı kurtardığımıza inandık. Yeniden kullanılabilir bir şişeden içerek, yeterince fark yaratabileceğimizi düşünüyoruz. Ama gerçek şu ki, bu karmaşadan çıkış yolu sadece tüketici üzerinden geçmemektedir. Günümüzde kamuoyu bilgilendirme çalışmalarının tamamında; televizyonlarda, reklam panolarında, gazetelerde ve okullarda sadece vatandaşa yönelik geri dönüşüm bilinci oluşturma çabaları görülmekte. Bu çabalar olumlu görünse de asıl sorunu belirsizleştiriyorlar; üreticilerin plastik sorununda oynadığı rolü! Bu yanlış yönlendirme, kamuoyunun dikkatini tüketici davranışına kaydırmakta ve atık yönetimine yönelik üretici sorumluluğunu artıracak yasal düzenlemelerin gündemden düşmesine neden olmaktadır. Tüketicinin geri dönüşüme katılımı %100 olsa bile, malzemenin %100 verimle geri dönüşümü mümkün olmayacaktır, burada mutlaka bir atık oluşacaktır. Ayrıca birçok plastik ambalaj, malzemelerin karışımından oluştuğu için genellikle geri dönüştürülemez. Yalnız geri dönüşüm, plastiklerin okyanuslarımıza akmasını asla engellemez; sorunun kaynağına ulaşmalı ve tüm bu plastiklerin üretimini yavaşlatmalıyız. Eğer evinizi su basıyorsa, suyu boşaltmaya çalışmanız yeterli olmayacaktır. Önce kaynağa ulaşmak, musluğu kapatmak yani plastik üretimini mümkün olduğunca azaltmak ya da geri dönüşüme uygun olarak üretmek gerekmektedir. Asıl sorun, tek kullanımlık plastik malzemenin (yani, ortalama 12 dakika boyunca faydalandığımız ama yarım bin yılda yok olan market torbaları gibi plastik ürünler üretme fikrinin) inanılmaz derecede kötüye kullanılmasıdır. Bireyleri daha fazla geri dönüşüme teşvik etmek, mümkün olduğunca kaçınılması gereken tek kullanımlık plastikten oluşan büyük bir üretim problemini asla çözmeyecektir.

Depozitolu Ambalaj Yeterli Bir Çözüm Mü?

1953’te ABD Vermont’da; yeniden doldurulabilen kaplarda içeceklerin satışını yasaklayan İçecek Ambalajları Kanunu (depozito sistemi) adı verilen bir yasa çıkarıldı. Üreticiler geri kazanılan boş ambalajların temizliğinden ve yeniden kullanımdan sorumlu olmak istemiyordu. Bazı aktivistler bu yasayı engellemek için çalışmaya başladı. Vermont milletvekilleri yasanın 4 yıl sonraya ertelenmesine izin verdi ancak 4 yıldan sonra tek kullanımlık ambalaj endüstrisi neredeyse 20 yıl boyunca serbest bırakıldı. Oregon, 1971’de “şişe depozitosunu” çıkaran ilk ABD eyaleti olarak, iade edilecek içecek kaplarında beş sentlik bir depozito koyarak büyüyen bir çöp sorununu çözmeye yönelik ilk adımı attı. Şişe depozitosu, ambalaj yeniden kullanımı ve geri dönüşümü için güçlü bir teşvik sağladı. Ancak endüstriyel lobi grupları, on yıllardır şişe depozitosu yönetmeliğine karşı çıktılar. ABD’de 1989 ile 1994 yılları arasında içecek endüstrisi Ulusal Şişe Depozito Yasası’nı yenmek için 14 milyon dolar harcadı. Buna rağmen marketlerde plastik torbaların kullanımını kısıtlayan yasalar, gelişmiş ülkelerde ardı ardına çıkarılmaya başlandı. Türkiye’de 1 Ocak 2019’dan itibaren market poşetleri sonunda ücretli hale geliyor. İngiltere 2015 yılında tüm tek kullanımlık market poşetleri için ücret talep edilmesini zorunlu kıldı ve 2019 yılı Mart ayında ülke çapında şişe depozitosu uygulamasının başlatılacağını açıkladı. Plastik torba ücretinin çıkması ile İngiltere’de altı ay içinde kullanım %80’in üzerinde düşüş gösterdi. Benzer şekilde, 2003 yılında ülke çapında şişe depozitosu uygulaması başlatan Almanya’da, geri dönüşüm oranları yüzde 98’i aştı. Bunun gibi küçük düzenlemeler, tüketici davranışlarında büyük bir değişime yol açabilir, bu da tasarrufu gönüllü olmaktan ziyade aktif bir tercih haline getirebilir. Görüldüğü gibi devletler güçlü ve kararlı adımlar attığında uygulamalardaki başarılar arka arkaya gelmekte. Yine de bazı plastik üreticileri ve ambalajlı ürün satan firmalar, kar marjlarını azaltması muhtemel olan yasalara karşı koymaya devam ediyor. California ve Hawaii, marketlerdeki plastik poşetlerin serbest dağıtımını yasaklamış olsa da, lobi faaliyetinin bir sonucu olarak, 10 ABD eyaleti, artık belediyelerin yerel düzeyde plastik düzenlemeleri yapmasını yasakladı. Plastik üreticileri, müşterilerin seçim özgürlüğünü savunmak bahanesiyle torba yasaklarıyla mücadele edilmesini sağladı. Büyük şirketlerin; plastik şişeleri, kapları ve kamışları kullanmaktan büyük oranda vazgeçmesi ve yarattıkları çözümsüzlük için hesap verebilirliği artırmaya başlaması gerekiyor. İçecek şirketleri yılda 500 milyar tek kullanımlık plastik şişe üretmekte; bu ölçekte bir problemden çıkış yolu sadece ‘vazgeçmektir’. Bazı ülkelerde (Fas, İzlanda, İngiltere, bazı ABD eyaletleri vb.) olduğu gibi plastik market torbası, bardak ve kamış yasakları büyük bir başlangıç olsa da yeterli değil. Atık sorunlarının giderilmesinde ‘toplama-temizlik’ çabaları olumlu etki ederken, mikro-plastiğin yarattığı problemleri (suya ve çevreye daha fazla sızan küçük plastik partiküller) çözmekte yeterli olmamaktadır.

 Peki, Plastikten Sorumlu Bir Şekilde  Faydalanmak İçin Ne Yapabiliriz?

Plastikle ilgili en büyük problemimiz, yerel topluluklara ve dünya okyanuslarına verdiği zarara dair net kanıtlara rağmen, plastik kirliliğinin kontrolsüz yükselmesine izin veren bir yasal çerçevenin kabul görmesi ve değiştirmemekte ısrar edilmesidir. Devletler yeni mevzuatlar hazırlayarak plastik konusunda daha etkili önlemler almalıdır. Plastik probleminden bahsetmekten korkmamalı, yüksek sesle ve sık sık konuşmalıyız. Ailemizden ve arkadaşlarımızdan başlayarak her ortamda bu sorunu dile getirmeliyiz. Depozito sistemi, plastik poşetlerin ücretli olması ve yeniden kullanım ve geri dönüşüm için üretici sorumluluğunun artırılması konusunda tüm kamu çalışanlarını uyarmalıyız. Büyük şirketlerin de tüketici görüşlerini dinlediğine dair işaretler var. Müşterilerden ve çevre örgütlerinden gelen çok sayıda dilekçeden sonra McDonald’s, 2025 yılına kadar sadece sürdürülebilir ambalaj malzemeleri kullanmak ve yılsonuna kadar strafor kullanımını durdurmak konusunda önemli bir karar verdi. Şimdi sıfır atık konusunda dünya çapında tartışmalar var.

Atıkları azaltmaya çalışmak yerine, bazı bireyler ve topluluklar neredeyse her şeyin yeniden kullanılmasını, geri dönüştürülmesini veya kompostlanmasını sağlamak için yaşam tarzlarını değiştiriyor. İlham verici olsa da, mevcut ekonomik sistemlerde birçoğumuz için sıfır atık yaşam tarzı pratikte imkânsız olacaktır. En basit örnek olarak geri dönüştürülemeyen pipetler ve kullan-at bardaklar bu sisteme uymuyor, çünkü geri dönüştürülemiyorlar. Asıl hedeflenmesi gereken, piyasaya sürülen bir malzemenin;

• Yeniden nasıl kullanılabileceği ve geri dönüştürülebileceğinin önceden planlanmasıyla atığın en aza indirildiği döngüsel bir ekonomi modelidir.

• Bunun gerçekleşmesi için “beşikten beşiğe” (yani, dairesel ekonomi) tasarımının ürünlere dahil edilmesi gerekir.

Uzun zaman önce, plastik olmayan bir dünyada var olduk ve bu şekilde tekrar gelişebiliriz. Ayrıca, yeryüzünde okyanuslarımız da dahil, plastik atık bulunmayan neredeyse hiçbir yer kalmadı. Tıp endüstrisi gibi plastiklerin vazgeçilmez olduğu alanlar var. Plastiği tamamen dünya üzerinden silmek mantıklı ve mümkün değil, ancak plastik kullanımının daha dikkatli bir fizibilitesi yapılmalı. Dünyanın en büyük şirketleri tek kullanımlık plastiklerin ötesine geçmemize yardımcı olmak için çalışmalıdır. Bizler bireyler olarak üzerimize düşen vazifeyi yapmaya devam edeceğiz, ancak dünyanın önde gelen şirketlerinin kendi işlerini yapmasının zamanı geldi. 2015 yılında 322 milyon ton plastik üretildi ve bu rakamın 2025 yılına kadar iki katına çıkması bekleniyor. Olumlu açıdan bakmak gerekirse, bir dönüm noktasındayız. Tüm dünyada insanlar ve işletmeler, tek kullanımlık plastiklerin yarattığı tehlikelere karşı uyanıyorlar. Şimdi, insanları ve dünyamızı kâr ve kolaylık üzerinden önceliklendirmeyen yeni bir çağa adım attık.

 

 

 

MarmaraLife Business Eki  

Plastik Ambalaj Geri Dönüşüm MarmaraLife

İLGİLİ HABERLER

Mevcut öğe yok

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapın
Giriş Üye Ol